En baştan belirtelim: Çok fazla ve aşırı dozda House Of Cards izleyenlere bu yazıyı tavsiye etmiyorum. Boşa yorulmasınlar ve zamanlarını harcamasınlar.

Konumuz: Covid-19 öncesi-sonrası yönetişim ve kamu çıkarlarının korunmasıdır.

Covid-19 esas itibariyle Mart başında Türkiye'yi etkilemeye başladı. Aşama aşama toplumsal faaliyetler kısıt altına alındı, Nisan ortasından sonra da sokağa çıkma yasakları geldi ve Haziran başına kadar evlere hapsolduk. Buraya kadar "hata" yapmadan gelen bir Türkiye modellemesi görüyoruz.

Daha az enfekte kişi, daha az can kaybı, daha az üzüntü, daha az komplikasyon ile bugünlere geldik.

Tüm bunlar nasıl oldu?

Sağlık Bakanlığı'nın başkanlığında oluşturulan "Bilim Kurulu" hayatımıza yön verdi ve halihazırda az hasarla atlatmış görünüyoruz salgını. Bilim Kurulu, kimi dışsal müdahalelere karşın "iyi çalışılmış bir software" gibi hayatımızdaki yerini korumaya devam ediyor.

Şimdi, bunu toplumsal yaşantımızın diğer alanlarına uyarlayabilir miyiz? Evet

Bunu yapacak irademiz var mı? Evet

İnsan malzememiz bu türden bilim kurulları oluşturmamıza elverişli mi? Evet

Toplum, yani vatandaşlar Bilim Kurulu'nun hayatımızda olmasından memnun mu? Evet

O zaman, formül geliştirmemiz gerek.

Formül çok uzağımızda değil. Kendine özgü başkanlık sistemi ile yönetilen ABD'nin 20. yüzyılda elde ettiği başarı, 21. yüzyıla da damgasını vuruyorsa, altında yatan ABD sisteminin "eşsiz" kamu yönetimi modeli bize ipuçları verebilir.

ABD'deki iki partili sistem şöyle çalışıyor: İki partinin delegeleri, coşkulu toplantılarla başkan adaylarını seçiyor. Seçmenler de, bu iki başkan adayından birini seçiyor. Başkan, kabinesini seçiyor. Başkan; kamunun kilit noktalarına yapacağı atamalar için temsilciler meclisi ve senatonun, kimi durumlarda Yüksek Yargı Organlarının onayını gereksiniyor. Sonra bunlar "film", "dizi", "Best Seller" oluyor ve okuyanlar, ABD'nin bu mekanizmalar aracılığıyla yönetildiğini sanıyor.

Öyle değil?

Peki nasıl?

ABD Kamu ve özel alanlarının yönetişim becerisi "Think-Tank" oluşumları ile doğrudan bağlantılıdır. Burada kısa bir Think-Tank parantezi açalım:

Halen, ABD'de 1800'ün üzerinde Think-Thank kuruluşu bulunmaktadır. Bu tüm dünyadaki Think-Tank oluşumlarının 1/3'üne tekabül etmektedir. Yani, yeryüzündeki her 3 Think-Tank kuruluşundan 1'i ABD'de yerleşiktir.

ABD silahlı kuvvetleri, haberalma(istihbarat) örgütleri, bakanlıklar, yerel yönetimler, okullar, üniversiteler, Beyaz Saray, STK'lar; herhangi bir konuda bir "karar alma kararsızlığı" yaşadıkları anda, Think-Tank oluşumlarının kapısını çalıyorlar. Think-Tank kuruluşları gerçek uzmanlarla çalışarak raporlar hazırlıyor, bu raporlar talep eden kuruluşun "rehberi" durumuna geliyor. Think-Tank kuruluşlarının "gelir kaynakları" da bu raporlardır.

ABD'nin iç veya dış, iktisadi veya sosyal hiçbir eylemi, Beyaz Saray veya Pentagon ya da CIA ofislerinde "birkaç kafadar"ın kurgusu değildir.

Örneğin: Marshall Planı, Brookings Enstitüsü'nün; Uzay ve havacılık alanındaki çalışmalar, Rand Corporation'un; SSCB'ye karşı "anti-komünist" cephe oluşturulması, Council On Foreign Relations(CFR)'nin; Reagan politikaları(SSCB'nin dağılma süreci ve sonrası) Heritage Foundation'un eseridir. Bu ve benzeri akıllara gelen veya gelmeyen tüm uluslararası, bölgesel, ulusal, etnik, ticari tüm problem alanları ABD'de Think-Tank kuruluşlarının raporlamaları ile hayat bulur. Örnekleri, uzatarak zamanınızı çalmış ve sabrınızı sınamış olmayalım diye burada kesiyorum.

"Think-Tank'ler bizde de var" diye sorduğunuzu duyar gibiyim.

İşte, orda durun: ABD, Almanya, Rusya, Çin ve Japonya dışındaki ülkelerde adı Think-Tank olan oluşumları diğer ülkelerdeki kuruluşlarla birbirine karıştırmamak lazım. Türkiye'de mazide ve halde kendilerini Think-Tank olarak adlandıran oluşumların da bu misyondan son derece uzak olduğunu söylemek durumundayım.

Think-Tank kuruluşları; gelir ve kaynaklarını sahip olduğu yetkin uzmanların raporlarından elde eder, kamu otoritesi ve özel sektör tarafından da "başarıları sınanmış"tır Think-Tank oluşumları hazine fonları ile kendilerini ayakta tutmazlar; sırtlarını kamuya yaslamazlar.

Türkiye olarak, bunun ilkini oluşturduk.

Ne zaman?

Korona Salgını sırasında.

Sağlık Bakanlığı bünyesindeki "Bilim Kurulu", Türkiye için "Think-Tank Çekirdeği(tohum)" olarak alınabilirse, başarıya giden yolu çizebiliriz.

Her alanda; sanayide, bilimde, akademik yaşamda, savunmada, teknolojide "Bilim Kurulları" oluşturabilirsek, "Kalkınma Modeli"mizi kurabiliriz.

Advertisement