Covid-19 salgınıyla birlikte yıldızı parlayan sektörlerin başında tarım ve gıda geliyor.

Küresel çapta, sektöre dair yeni oyun planları ve önümüzdeki dönem için oluşturulan stratejiler neredeyse herkesin ana gündem maddesi haline geldi.

İşte böyle bir ortamda Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) ile Letven Capital, tarım, gıda ve teknolojileri alanına odaklı TARS Girişim Sermayesi Yatırım Fonu için stratejik işbirliği kararı aldı.

MÜSİAD Genel Başkanı Abdurrahman Kaan ve Letven Capital Genel Müdürü Kamil Kılıç’ın birlikte gerçekleştirdiği online basın toplantısını biz de izledik.

İşbirliğinin detaylarının anlatıldığı toplantıda aldığımız notları sizlerle de paylaşalım.

Letven Capital Genel Müdürü Kamil Kılıç, uzun süredir tarım, gıda ve teknolojileri alanındaki öncü 7 ülkeyi ve yatırım fonlarını incelediklerinden bahsederek, Gıda-Tarım ve Teknoloji Girişim Sermayesi (TARS) Yatırım Fonu'nu Aralık 2019’da SPK’dan izin alarak hayata geçirdiklerini anlattı.

Kazım Kılıç, ilk etapta hedeflenen fon büyüklüğünün 200 milyon TL olduğunu ve bu rakama 2021 sonuna kadar ulaşmayı planladıklarını söyledi.

7 yıl içinde ise söz konusu fon büyüklüğünü 10 katına çıkartarak 2 milyar TL’lik hacme ulaşmayı amaçladıklarını kaydeden Kılıç, şu ana kadar yaklaşık 30 milyon liralık taahhüt edilmiş fon için ön anlaşma imzalandığını belirtti.

Kılıç, fon portföylerinde yüzde 70 yerli, yüzde 30 yabancı yatırımcı hedefleri olduğunu dile getirdi.

TARS Girişim Sermayesi Yatırım Fonu'nun amaçlarından bahseden Kılıç, fonun yüzde 30'u ile fikir, start-up ve mikro ölçekli girişimlere, yüzde 70'i ile küçük ve orta ölçekli girişimlere yatırım yapacaklarını dile getirdi.

Kamil Kılıç, küresel pazardaki rekabetçi ülkeleri ve kriterleri şu cümlelerle özetledi:Dünyada tarım, gıda ve teknoloji alanında Küresel Girişimcilik Endeksi, İnovasyon Kapasitesi, Üniversite Endüstri İş birliği, Şirketlerin Ar-Ge ve İnovasyon Harcamaları, Girişim Sermayesi Fonları Yatırımı, her bin kişiye düşen start-up sayısı kriterlerine göre ülkeler değerlendirildiğinde, Avustralya, ABD, İsrail, İngiltere, Kanada, Hindistan ve Yeni Zelanda öne çıkıyor.”

7 YILDA 100 MİLYAR DOLAR YATIRIM

Tarım, gıda ve teknolojileri alanındaki girişim sermayesi yatırım fonlarının küresel anlamda son 7 yılda 5 bin 462 girişime 100 milyar dolar yatırım yaptığını hatırlatan Kılıç, söz konusu 100 milyarlık yatırımın alt kırılımlarını şöyle sıralıyor: “Son 7 yılda, pazar yeri çözümlerine 14 milyar dolar, online restoran çözümleri ve paketi satışı yapan girişimlere 13 milyar dolar, bulut tabanlı perakende çözüm hizmeti veren iş modellerine 12 milyar dolar, topraksız tarım, alg üretimi, dikey tarım teknolojilerine 11 milyar dolar, çiftçi merkezli finansal teknoloji çözümlerine 9 milyar dolar, gıda güvenliği, izlenebilirlik, lojistik ve ürün işleme teknolojilerine 8 milyar dolar, inovatif gıdalara 7 milyar dolar, mağaza içi perakende ve restoran yazılımlarına 6 milyar dolar, ev paket ürün ve pişirme teknolojilerine 5 milyar dolar, çiftlikte robot ile çözüm sunan teknolojilerine 4 milyar dolar yatırım yapılırken, tarla, çiftlik yazılımları ile nesnelerin interneti çözümlerine 3 milyar dolar ve biyoenerji, biyomateryal çözümlerine ise 1 milyar dolar yatırım yapıldı.”

Kamil Kılıç’a göre teknoloji alanında, biyoteknoloji, gıda teknolojisi, paketleme teknolojileri, çevre kontrol sistemleri, veri analitiği, yapay zeka, nesnelerin interneti, sensör çözümleri, robotik ve otomasyon öne çıkıyor.

Problem yaşanan ve çözüm aranan konularda ise bitki sağlığı, gıda kalitesi ve güvenliği, izlenebilirlik, yenilikçi gıda, gıda içeriği, depolama, taşıma-dağıtım, işleme, bitki koruması, çiftlik yönetimi, gelecek tahminleme, israf-kayıp-atık ürün yönetimi ile çevre kirliliği ve hayvan sağlığının ön pland yer alıyor.

HEDEFLER

Peki dünyada tarım ve gıda teknolojileri ile uçtan uca çoklu büyük veri üreterek ne hedefleniyor?

Kılıç’ın cevabı: “Tarım arazilerinde verimlilik sağlayarak çiftlikleri kârlı şekilde yönetmek ve tarım-gıda şirketlerinin pazarlama, satış şekillerini değiştirmek.”

Dünyanın verileri zenginleştirerek odaklandığı noktaları da şöyle özetliyor Kılınç: “Tüketiciye en doğru ürünü optimum şekilde sunmak, ürünün kaybı ve israfını engellemek, online talep-arz tedarik sistemlerinin akıllı depolar ile yönetmek, ürünleri insansız araç ve drone taşımacılığı ile üreticiden direkt markete veya tüketiciye ulaştırmak.”

Söz konusu durumun, tarım ve gıda değer zincirinin küresel üretim ve tüketim ekosistemine entegre olmasını zorunlu hale getireceğini savunan Kılıç, “Gıda talebinin arttığı, tarım arazilerinin azaldığı, iklim değişikliklerinin olumsuz etkilerinin gün geçtikçe daha çok hissedildiği bir ortamda, dünya sürdürülebilir gıda ve gıda güvenliği için sayısı yakın gelecekte milyarları aşacak olan sensörler ile veri toplayıp işlenerek yeni iş modelleri geliştirmeyi amaçlıyor” diyor.

BAKIŞ AÇISI

Bugün sadece fizibilite, finansal bilgi veya performansa bakarak yatırım yapmanın anlamsız hale geldiğini savunan Kılıç, veriyi anlık izleyerek dünya genelinde işletmelere, çiftçilere, ürün tasarımlarına, müşteri tercihlerine ve ekosistem organizasyonlarına yön verilmesinin planlandığını dile getiriyor.

Kılıç’a göre, yatırımların sadece finans bakış açısı ile değil, fayda, yetenek, sermaye, akıl ve emek odaklı değer yaratma bakış açısı ile değerlendirilmesi zorunlu hale geliyor.

7 YILLIK STRATEJİK YOL

Peki TARS Girişim Sermayesi Yatırım Fonu ile ne hedefleniyor?

Kamil Kılıç, birbiriyle zincir halinde bağlantılı olan hedeflerini maddeler halinde şöyle sıralıyor: “En az 10 patent veya yeniliği ticarileştirmek, 5 start-up’ın her birini en az 50 milyon TL değerleme seviyesine getirmek, tarım ve gıda ekosisteminde yer alan işletmelerin yüzde 10’U ile iletişime geçerek 15 şirkete yatırım yapmak, portföy içerisinde bulunan şirketlerin yüzde 40’ının cirosunun en az yüzde 50’sinin ihracat gelirinden oluşmasını sağlamak, Türkiye’den 1 unicorn çıkararak, her yıl fon büyüklüğünün en az yüzde 10’u kadar global yatırımı fona katmak, 2’nci yıldan sonra yurt dışında mevcut fon büyüklüğünün yüzde 10’u kadar yurtdışında yatırım yaparak fon büyüklüğünü 7 yıl içinde 10 katına çıkarmak.”

1 MİLYAR TÜKETİCİ, 2 TRİLYON DOLARLIK PAZAR

Mevcut iş planlarını da bu hedefler doğrultusunda kurguladıklarının altını çizen Kılıç, Türkiye’ye 4 saatlik uzaklıkta bulunan ve 1 milyar tüketicinin 2 trilyon dolarlık gıda harcaması yaptığı pazardan yüzde 10 pazar payı almasının mümkün olduğunu savunuyor.

Kılıç, Türkiye’nin söz konusu pazardan yüzde 10 pazar payı alması için tarım ve gıda ekosisteminde bugün küçük ve orta ölçekli işletme olarak yer alan en az 500 firmasını büyük ölçekli işletme haline getirmesi gerektiğinin altını çiziyor.

Yine bugün fikir, startup ve mikro ölçekli işletme olarak bulunan veya bulunacak olan en az bin 500 firmanın da küçük ve orta boy işletme haline getirilmesinin gerekliliğine vurgu yapıyor.

Kılıç, “Letven Capital, TARS Girişim Sermayesi Yatırım Fonu’nun yüzde 30’u ile şu an fikir, start-up ve mikro ölçekli girişimlere, yüzde 70’i ile küçük ve orta ölçekli bulunan girişimlere yatırım yaparak söz konusu 2 bin firmanın 20’sini büyütmeyi hedefliyor” diyor.

Kılıç, TARS Fonu ile üretim teknolojileri olarak gruplandırdıkları tarım biyoteknolojisi, çiftlik yönetim yazılımı, robot ve otomosyon teknolojisi, biyoenerji, biyomateryal, tedarik zinciri teknolojileri, tarım endüstrisi pazar yerleri, inovatif ve fonksiyonel gıda ürünleri ile hizmet teknolojileri olarak gruplandırdıkları mağaza içi perakende ve restoran teknolojileri, restoran pazar yerleri, e-market, ev ve pişirme teknolojisi, çevrimiçi restoranlar ve yemek kitleri, tarımda finansal teknolojiler alanlarına 2 yıl içinde 200 milyon TL yatırım yapmayı hedeflediklerini belirtiyor.

İlk yatırımı sonbaharda yapmayı planladıklarını ifade eden Kılıç, yurtdışından da yatırım fonlarıyla görüştüklerini sözlerine ekledi.

KAAN: TÜRKİYE POTANSİYELİNİ YETERİNCE DEĞERLENDİREMİYOR

Toplantıda konuşan MÜSİAD Başkanı Abdurrahman Kaan ise Türkiye’nin tarım ve gıda sektörleri için hem üretim tarafında hem de küresel olarak rekabetçi bir sektörün oluşumunda önemli bir potansiyeli bulunmakla birlikte bu potansiyeli yeteri kadar değerlendiremediğinden bahsetti.

Her yıl, tarım ve gıda sanayinde bulunan 200 KOBİ’yi büyük ölçekli işletme haline, Bin 500 start-up ve mikro ölçekli firmayı da KOBİ boyutuna taşıma hedefinin ortaya konması gerektiğinin altını çizen Kaan, toplantı boyunca tarım girişimciliği, dijitalleşme ve teknoloji tarafındaki gelişmelere değindi.

Kaan, gastro ekonomi ve agro turizm odaklı iş modelleri, lojistik ve değer zincirini geliştirme fırsatları ile organik, fonksiyonel, endemik, coğrafi işaretli ürünler ve katma değerli üretim tarafındaki potansiyelin altını çizdi.

Kaan’ın paylaştığı şu bilgiler aslında sahip olunan potansiyeli görmek açısından önemli: Bugün, yüzde 2’lik paya sahip büyük şirketler, tüm tarım ve gıda ürünlerinin yüzde 45’ini üretiyor. İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO), Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu listesinde gıda sektörü 100 şirketle birinci gelmektedir ve bu şirketlerin net satışları 143,5 milyar liradır. Sektör, 5 milyon istihdam sağlıyor ve ihracatın yüzde 12’si tarım ürünleri ile gerçekleşiyor.”

YOL HARİTASI

Peki böyle bir tabloda nasıl bir yol haritası izlenmeli?

Kaan’a göre Türkiye, dünyada yüksek fiyatlı satılan, talep edilen ürün ihracatı yapması için tarımda verimliliği artıracak teknoloji odaklı, global iş modelleri geliştirebileceği portföy yönetimine odaklanarak ürün inovasyonu, gıda güvenliği, gıda lojistiği, paketleme ve ambalaj gibi alanlara yatırımı konuşmalı.

İşte bu nokta da ihtiyaç duyulan sayıları şöyle özetliyor: “Türkiye’nin tarım ve gıda yatırımlarının merkezi olması için en az 100 adet girişim sermayesi, özel fon veya kurumsal fona ev sahipliği yaparak, bin adet fon yöneten uluslararası iş geliştiren profesyonele ihtiyacı var.”

Küresel tarım ve gıda sistemlerinin 2030-2050 arasında değişimini göç, şehirleşme, küçük çiftçi aileler, gıda güvenliği, iklim değişikliği, çevre ve doğal kaynaklar ile beslenme ve diyetin belirleyeceğini ifade eden Kaan, “Teknolojik yenilikler, biyo-ekonomi ve sürdürülebilir kaynaklar ile tarım ve gıda da bu dönüşümün menzilini belirleyecektir” diyor.

Gıda, tarım ve teknolojileri alanında hammaddeye dayalı ihracat modelini, inovatif, sağlıklı fonksiyonel ürünlere ve satışa yönelik üretime dayalı hale çevirmek gerektiğinin altını çizen Kaan, sektörü sanayileştirerek büyük veri analizine dayalı yönetebilmek için dijitalleştirmenin olmazsa olmaz bir nokta olduğunu vurguluyor.

Sermaye ihtiyacı olan girişimcilerle ortak akıl oluşturacaklarının altını çizen Kaan, “Küçük işletmeleri orta ölçeğe, orta büyüklükteki işletmeleri de büyük işletmeye dönüştürmek üzere adımlar atacağız. Anadolu’da çok güzel girişimler var ama sermaye ile buluşamamış. Biz servet olarak gördüğümüz bu girişimleri sermaye ile buluşturmak istiyoruz” diyor.

Söz konusu işbirliği çerçevesinde yurtdışına yatırım yapmayı da öngördüklerini ifade eden Kaan, radarlarında Türk Cumhuriyetler ve Afrika gibi bölgelerin yer aldığını kaydetti.

İrfan Donat

Bloomberg HT Tarım Editörü

idonat@bloomberght.com

Advertisement