Dünyanın birçok teknoloji devinde olduğu gibi Google’ın da kuruluşu, aynı üniversitede okuyan iki genç ve bir garaja dayanıyor. 1995 yılında Stanford Üniversitesi’nde tanışan Larry Page ve Sergey Brin, internetteki sayfaların önem derecesini belirleyen bir arama motoru oluşturdular. Misyonlarını ise “tüm dünyadaki bilgileri düzenlemek ve bunları herkes için erişilebilir kılarak kullanışlı hale getirmek” olarak belirlediler.

“Sürekli olarak daha iyi yanıtları arama düşüncesi, yaptığımız her şeyin merkezinde yer almaya devam ediyor” diyen iki arkadaşın kurduğu şirket, bugün dünyada internet kullananların yüzde 80’inin her gün en az bir kez ziyaret ettiği sitelerin sahibi. 50 farklı ülkede 60 binden fazla çalışanı olan şirket; YouTube, Android, Gmail, Google Arama gibi dünyanın her yerinden milyarlarca kişinin kullandığı yüzlerce ürüne imza attı. Her yıl bazı hizmetlerini sonlandırıp yenilerini geliştiriyorlar. Sonlandırdıkları hizmetlerin çoğu da “artık tüm telefon ya da uygulamaların içine girenler.” Kısaca aslında Google, bugün kullandığımız onlarca sanal hizmetin ilk geliştiricisi. Hedefleri hala herkes için teknoloji.

Dünya çapında yatırımlarını Google Ventures ile sürdürüyor

Google bir yandan yeni hizmet ve çözümler geliştirirken bir yandan da dünyanın birçok ülkesinde FinTech yatırımları yaptı. Google Ventures adlı şirketiyle beş senede yatırım yaptığı FinTech sayısı 37 oldu.

Ancak Google’ın yatırımlarının ekseni son yıllarda değişmeye başladı. Dünyada FinTech ekosistemini geliştirmek amacıyla yapılan bu yatırımlar, bir süre sonra Google’ın kendi hizmetleri arasına finansı almak istemesi şekline dönüştü. Aslında Google’ın bunu çok daha önce ‘kafaya koyduğunu’ söyleyebiliriz. Çünkü şu an finansal hizmetler alanında ciddi bir yol almış olan BigTech’lerden de önce 2011 yılında Google Cüzdan’ı kullanıma sunmuştu.

2017 yılında şirketlerin sınır ötesi ödemeler almasına imkân tanıyan Londra merkezli bir FinTech firması olan CurrencyCloud’a 20 milyon sterlin yatırım yapan Google, 2018’de ise bu kez Fransız telekomünikasyon şirketi Orange ile Google el sıkıştı. İkili, hedeflerinde EMEA bölgesindeki FinTech’lere yatırım yapmak olduğunu açıkladı. 2019 yılında da mevcut bankacılık sistemi üzerine geliştirdikleri teknolojiyle işletmelerin faturaları toplaması ve düzenli ödemeler yapmasını mümkün kılan yine Londra merkezli GoCardless’in yatırımcıları arasına girdi. Ve Ekim 2021’de işletmelerin banka işlemlerini otomatikleştiren yeni nesil bankacılık platformu Open’ı destekleyen en yeni ve yüksek profile sahip yatırımcı oldu. Tüm bu çabalar şirketin finansal hizmetlere olan ilgisini net bir şekilde gösteriyordu.

“Sen benim hatalarımdan birisin”

Ancak Google bu alandaki en radikal hareketini, 2019 yılında yaptı. Şirket, tüm finansal kuruluşların kullanabileceği basitleştirilmiş bir mobil bankacılık deneyimi olan Google Plex’i duyurdu. Hatta o dönemde birçok bankanın bu uygulamaya dahil olmak istediği haberlerini de duymuştuk. Ancak ne olduysa oldu ve Google, 2021’in son aylarında bu planından vazgeçtiğini açıkladı. Çünkü ortada çok fazla bilinmez vardı, bankaların neden bu platformu kullanmaları gerektiğine dair ‘ikna edici’ bir ürün ya da servis ortaya çıkamadı. Zaten projenin geliştiricisi olan Caesar Sengupta, Arbo Works adlı kendi finansal teknoloji şirketini kurmak için mart ayında Google’dan ayrıldı ve yanında bir ekip de götürdü.

Bu gelişmenin ardından Google yöneticilerinden biri, “Yaklaşımımızı; finansal hizmetlerin sağlayıcısı olarak hizmet etmek yerine, öncelikle bankalar ve diğer finansal hizmet sağlayıcıları için dijital olanak sağlamaya odaklanacak şekilde güncelliyoruz” mesajı vererek Google’ın yeni stratejisini açıklamış oldu.

“Banka olmak gibi bir derdimiz yok”

Değişen bu stratejisine uygun olarak bir adım atan Google, geçtiğimiz günlerde büyük bir transfer yaptı. PayPal’in eski yöneticilerinden Arnold Goldberg’i transfer etti. Google’ın ticaret başkanı Bill Ready, Arnold’un işe alımının, kripto para birimleri de dahil olmak üzere finansal hizmetlere ve ödeme endüstrisine daha incelikli bir yaklaşım benimsemeye yönelik daha geniş bir stratejinin parçası olduğunu söyledi. Ready, “Biz banka değiliz, banka olmak gibi bir niyetimiz yok. Bazı geçmiş çabalar, zaman zaman farkında olmadan bu alanlara girdi” dedi.

Google’ın bu karar değişikliğinde müşteri profilinin önemli olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü Google, çok sayıda büyük banka ve finans kuruluşları için teknolojik altyapı ve bulut hizmeti veriyor.

Yaşananlar bize şunu gösteriyor; GAFAM üyeleri -BigTech’ler- evet çok büyükler ama finans sektöründe işler büyük oyuncular için bile kolay değil. Finans sektörüne ilgi duyan sektörler / oyuncular ana odaklarını kaybetme riskiyle karşılaşıyor ve sürekli strateji değiştirmeye zorlanıyor.

Sözün özü; “Her şeyi bilen Google’da, FinTech hesabı tutmuyor!”

* GAFAM = Google + Apple + Facebook + Amazon + Microsoft

Advertisement