Dünyanın her yerindeki üretim tesisleri, koronavirüsten kaynaklı kapanmalar ve tedarik zincirlerinin bozulması nedeniyle Mart'ta gelmiş geçmiş en kötü aylarından birini geçirdi.

Asya'dan Avrupa'ya kadar rakamlar, alınan önlemlerle birlikte imalat faaliyetlerinin on yıl önceki finansal krizden bu yana en düşük seviyelere gerilediğini gösteriyor. İtalya'da açıklanan bir üretim göstergesi Haziran 1997'de başlayan seriden bu yana en düşük seviyeye indiğini işaret etti.

İmalat güvenine ilişkin raporlar giderek kötüleşen virüs salgınını yansıtıyor. İtalya, İspanya ve ABD'deki vaka artışları ekonomilerinin Mart ayında durmasına neden oldu. Bu da aylardır virüsle mücadele eden Asya ülkelerine ek bir darbe indirdi. Otomobil üreticisi Renault SA'da Johnson Matthey Plc'ye kadar şirketler birçok tesisinde üretimi durdurdu.

Caixin Media ve IHS Markit'in satın alma yöneticileri endeksleri (PMI), üretim ve yeni sipariş verileri yükselerek Çin'de dip görüldüğüne ilişkin sinyal verdi. Ekonomistler, çalışanların beklenmedik kapanmaların ardından geri dönmeleriyle birlikte verilerdeki iyileşmenin kaçınılmaz olduğunu işaret ederek güçlü bir sinyal geldiği konusunda temkinli davranıyor.

Euro Bölgesi'nin en büyük üç ekonomisi olan Almanya, Fransa ve İtalya'da imalat daraldı. Bloktaki ortalama imalat ve yeni siparişler neredeyse 11 yılın en sert düşüşünü gerçekleştirdi. Ayrıca İngiltere verileri de imalat ve istihdamda sert düşüşü işaret ediyor.

Ayrıca satın alma faaliyetlerini düşüren ve personel azaltan şirketler arzı güvence altına alma konusunda da büyük sorunlar olduğunu bildiriyor. Hatta teslimat zamanlarının aksaması verileri bozduğu için yanıltıcı raporlar gerçeği tam anlamıyla yansıtıyor olmayabilir.

IHS Markit baş ekonomisti Chris Williamson, "İmalatta en büyük düşüşten hala biraz uzak olduğumuza ilişkin endişe var. Şirket kapanmaları, karantinalar ve yükselen işsizliğin muhtemelen tüm dünyada harcamalar üzerinde öngörülmeyen bir etkisi olacaktır. Geniş bir ürün yelpazesinde talebi sert düşürecektir." dedi.

İşletmeler, istihdam ve insanların geçim kaynaklarının karşı karşıya olduğu tehdit karşısında, merkez bankaları faiz indirimlerine gitti ve tahvil alımlarını artırdı. Ayrıca finansal piyasaları istikrara kavuşturmak için diğer likidite desteklerini de devreye soktu. Diğer yandan hükümetler, tüketici ve işletmelere eşi benzerine rastlanmamış ölçüde teşvikler sağlıyor.

Advertisement