Bloomberg HT olarak bu yıl dördüncüsünü düzenlediğimiz Tarım ve Gıda Zirvesini pandemi dolayısıyla webinar şeklinde gerçekleştirdik.

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli ile yaptığımız özel röportajla başlayan zirve, 6 farklı oturum ile akşam saatlerine kadar sürdü.

Zirve sırasında ve sonrasında Türkiye’nin farklı bölgelerinden gelen mesajlar kadar yurtdışındaki takipçilerimizden gelen e-mail ve mesajlar da düzenlediğimiz programın etki alanı açısından bize önemli mesajlar verdi.

Her zaman olduğu gibi “söz uçar, yazı kalır” mantığından hareketle, zirvedeki tüm katılımcıların öne çıkardığı başlıkları anekdotlar halinde sizlerle paylaşalım.

Türkiye İş Bankası ana sponsorluğunda önceki gün gerçekleştirilen zirvede, neredeyse her panelist tarım ve gıda sektörünün pandemi süreciyle birlikte artan stratejik önemine dikkat çekti.

Artık her sektörle iç içe geçmiş bir yapıya bürünen tarım, gıda sanayi, perakende sektörü, turizm, lojistik, teknoloji/telekomüniskasyon ve finans sektörüne kadar farklı sektörlerin radarında ve kapsamı alanında.

Panelistler tarımın ekonomik faaliyetler içindeki ağırlığının da giderek arttığına vurgu yaparak sektöre atfedilen önemin sınırlarının da genişlediğinin altını çizdi.

Geleceğin sektörleri arasında o yüzden tarım ve gıda, ilk sıralarda yer alıyor.

Hatta salgın döneminde birçok sektörün üretime ara verdiği ya da kapasite kullanım oranını düşürdüğü bir ortama dikkat çeken panelistler, tarım ve gıda sektörünün kapasite artırarak üretimine devam etmesini gıda güvencesi açısından sektörün kritik önemine bağladı.

TARIMDA AR-GE VE İNOVASYON

Panellerde aldığımız notları da şöyle özetleyelim…

Tarımda teknoloji kullanımı ve Ar-Ge çalışmaları daha ön plana çıkmaya başladı. İnovasyon ve girişimcilik tarafındaki fırsatlar ve potansiyeller dile getirildi. Anladığımız kadarıyla tarım sektöründe yenilikçi projesi olan girişimleri bundan sonraki dönemde daha sık duyacağız ve göreceğiz.

Zira, artan riskler ve öngörülemezliklere paralel olarak kırsaldaki üreticinin bu işi tek başına yapabilmesi çok daha zor hale geliyor. Çiftçinin teknolojik desteğe, bilgi ve veriye ihtiyacı var. Bunlar da artık tarımın temel girdileri arasında yer alıyor.

Tarımda dijitalleşmenin artık bir tercih değil zorunluluk olduğu sektör temsilcileri tarafından ifade edilirken, çiftçilerde teknoloji kullanımına yönelik önyargı olmadığının altı çizildi.

Ama burada şu notu da düşmekte fayda var.

Oturumlarda sektör paydaşları Türkiye’de belirli bir düzeyde Ar-Ge çalışmaları yapılmasına karşın bunun kırsaldaki çiftçiye aktarımı konusunda da sorunlar yaşandığına dikkat çekti.

Burada da belki öncelikle olarak maliyet ve ölçek sorunu karşımıza çıkıyor.

İKLİM VE SİGORTA

Tarımı sürdürülebilir kılmanın önemine vurgu yapılan oturumlarda, küresel iklim değişikliğinin tarım ve gıda sektörü üzerinde yarattığı baskıya dikkat çekildi.

Önümüzdeki dönemde iklim değişikliği kaynaklı riskleri ve öngörülezmezlik sorununu daha çok konuşacağız ve tartışacağız.

Tarımsal üretimin sigorta kapsamında koruma altına alınmasının teşvik edilmesinin hayati önemde olduğuna vurgu yapıldı.

Zira, tarım zaten hali hazırda doğa koşullarına fazlasıyla bağımlı ve duyarlı bir sektör. Bundan sonraki dönemde küresel iklim değişikliğine yönelik riskler ve belirsizlikler daha ön plana çıkacağı için tarım sigortacılığı tarafında daha çok yol kat edileceği anlamı taşıyor.

PANDEMİ DÖNEMİNİN ÖĞRETTİKLERİ

Tarımın stratejik önemi’, ‘kendi kendine yeterlilik’, ‘yerli üretim modeli’, ‘gıda güvencesi ve güvenliği’ gibi konu başlıkları artık daha çok tartışılır oldu ve neredeyse her oturumda bu konulara dikkat çekildi.

Tarladan sofraya gıda değer zincirinde konunun kayıp ve israf kısmı da tartışıldı.

Fire ve kayıpları en aza indirmek için yeni nesil teknolojilerin artık daha da yaygınlaştığı ve değer zincirinde teknolojik altyapı ve yatırımların önemine dikkat çekildi.

Fire ve israfın önlenmesinde sözleşmeli tarım uygulamalarının önemi ve etkisi tartışıldı.

Sözleşmeli üretim modelinin sağlıklı işlemesi için yeni düzenlemeler yapılması gündeme gelirken, tarım sektörü için yeni iş modellerinin geliştirilmesi gerektiği vurgulandı.

Özellikle kaynak kullanımı ve verimlilik artışına odaklanılmasının önemine değinildi.

Rekabetçi bir yapıda sürdürülebilir üretim anlayışının yeniden yorumlanmasına ihtiyaç duyulduğu ifade edildi.

Bu işin temelinde çiftçi var ve tarımda devamlılığın istikrarlı şekilde sağlanması için çiftçinin kâr etmesi gerektiği belirtildi.

Zirveye katılan çiftçi temsilcileri ise üretim maliyetlerindeki artışa dikkat çekerek, mevcut süreçte üreticilerin üretimden kopmaya başladığı uyarısında bulundu.

Desteklemelerin açıklanma tarihi ve miktarına yönelik sıkıntıların dile getirildiği oturumda, ürünlerin değer fiyata satılamaması yüzünden zarara uğrayan çiftçilerin sorunlarına acilen çözüm bekledikleri kaydedildi.

Özellikle hasat zamanı uygulanan ithalat politikalarının üretimi sekteye uğrattığı ifade edilirken, arz fazlası ürünlerdeki fiyat düşüşünün önüne geçmek adına proaktif ihracat politikalarına ihityaç duyulduğu vurgulandı.

PAKDEMİRLİ RÖPORTAJINDA ÖNE ÇIKAN NOTLAR

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli ile gerçekleştirdiğimiz özel röportajda sektörün merak ettiği sorulara da yanıt aradık.

Bakan Pakdemirli, hasadı başlayan pamuk ile ilgili fiyat ve destekleme primine dair, “Pamuk tarafında da desteklerin bir miktar artırılması ve yeni destek paketinde bunun açıklanmasına yönelik bir çalışma var. Pamuğu biraz daha fazla desteklememiz konusunda hemfikiriz. Sadece iş geriye bütçe içerinde parayı bulmak kalıyor” dedi.

Yine hasadı devam eden pancarın hala alım fiyatının açıklanmadığını hatırlattığımız Bakan Pakdemirli, “Pancarda biliyorsunuz ki ağırlıklı olarak özel sektör var. Aşağı yukarı yüzde 20-25 TürkŞeker’in etkinliği var. TürkŞeker de hali hazırda Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından yönetiliyor. 2 kurum bunun için çalışıyor burada gereği yapılır” dedi.

Bu sezon salçalık domates, kuru soğan ve patates üreticilerinin aşırı düşük fiyatlar yüzünden zarar ettiğini ve mağdur olduğunu hatırlattığımız Pakdemirli,Özellikle küçük üretici tarafından baktığınız zaman iş pazara ulaşımdan geçiyor. Bu kısmı halledersiniz geriye çok büyük bir problem kalmıyor” dedi.

Çiğ süt referans fiyatı ve yem maliyetine dair Bakan Pakdemirli,Geçen hafta Hazine ve Maliye Bakanımız ile bu konuyu konuştuk. Arkadaşlarımız bu konu üzerinde çalışıyor. Tahmin ediyorum yakın bir zamanda bu konu da aydınlığa kavuşmuş olur” dedi.

Bu arada dün de Pakdemirli, Twitter hesabından, “Hazine ve Maliye Bakanımız Berat Albayrak ve Ticaret Bakanımız Ruhsar Pekcan ile gerçekleştirdiğimiz Gıda Komitesi Toplantımızda, hasat sonrası hububat gelişmelerini, salgın dönemi tedbirlerimizi, gıda ve tarım ürünleri fiyatlarını ve çiğ süt tavsiye fiyatlarını değerlendirdik” açıklamasında bulundu.

Hala açıklanmayan tarım desteklerini açıklanma tarihinin neden geciktiğini ve ne zaman açıklanacağını sorduğumuz Bakan Pakdemirli, Desteklemelerin açıklanması biraz gecikti, bunun farkındayız ama unutmayalım ki hala bir pandemi dönemi yaşıyoruz ve hala bir belirsizlik yönetiliyor. Bu belirsizlik yönetilirken de özellikle üretici ve çiftçi lehine ek bir kazanım olacağına inandığımız zaman bir miktar daha gecikebiliyoruz. Maalesef geçen yıl da geciktik, bunun da farkındayız. Ama geçen sene gecikmenin karşılığında çok ciddi bir tarımsal destek bütçesinde artış yakaladık. Bu konuda hala kurumlar arası görüşmelerimiz sürüyor” yorumunda bulundu.

2022 ve sonrasında ise hedeflerinin desteklemelerin Şubat-Mart gibi açıklanması olduğunu ifade eden Pakdemirli, “Gecikmeler durumunda desteklerin ekim ve dikim politikasına ve ye tercihlerine katkı sağlaması konusunda soru işaretleri ortaya çıkabiliyor. Yönlendirici destek olması için yılın ilk aylarında bunları açıklamakta fayda var. Desteklerde aile işletmeleri yönünde birkaç iyileştirme planlıyoruz. Bunların hepsi bize verilecek bütçe ile de direkt ilintili” açıklamasında bulundu.

MECLİS’TE GÜNDEME GELECEK OLAN TARIM VE GIDA KONULARI

Bakan Pakdemirli, Meclis’te yeni dönemde gündeme gelecek tarım ve gıda başlıklarını da sıraladı ve şunları söyledi: “Yasalar amaç değil araçtır. Sözleşmeli üretimle ilgili bir yasa tasarımız var ama sözleşmeliden önce dijital tarım pazarını oluşturduk ki bu kendi kendini regüle edecek, alıcı ve satıcının birbirini puanlayacağı, ekosistemini kendi kendine oluşturacağı bir alan haline getirdik.

Yani kredisi yüksek alıcılarla kredisi yüksek satıcıların bir araya geldiği yer. Sözleşmeli üretim hızla sonuçlandırılması gereken bir alışveriştir.

Tüketici mahkemeleri gibi bir yapıyı hedefledik. Meclis'in açılması ile birlikte bu konuyu da konuşacağız. Bununla birlikte taklit ve tağşişle birlikte caydırıcılığın, hapis ve para cezasının artırılması var. Bakanlığımızın şeker piyasasını düzenleme denetleme faaliyetlerindeki etkisinin artırılması var. Yerli tütün oranının yüzde 30’a çıkartılması yönünde yasa düzenlemesi olacak. Yerli tütün teşvik edilecek.

Tarım arazilerinin muhafazası ve etkin kullanımına yönelik bazı düzenlemeler olacak. Modern ormancılık uygulamalarının gelişmesi ve biyoçeşitliliğin daha etkin korunması konuları önümüzdeki dönemin gündem maddeleri. Meclis'e su yasa tasarısını getirmeye de planlıyoruz. Su odaklı bir üretim modelini benimsememiz lazım. Çok su tüketen bitkilerden az tüketenlere geçmemiz gerekiyor.

Sulamada iki ev ödevimiz var. Yeni yatırımlar yapmamız gerekiyor. Yaklaşık 2 milyon hektar alanı daha sulamaya açmayı hedefliyoruz. Mevcut sulama yatırımlarının da rehabilite edilmesi gerekiyor. Vahşi sulamadan kapalı sulamaya geçmemiz lazım. Burada da aşağı yukarı yüzde 30’lar seviyesine geldik. Bizi bu konularda büyük bir yatırım ve ev ödevi bekliyor.”

Tarım ve Gıda Zirvesinde öne çıkan notlar bu şekilde…

Tarım ve gıda sektörünü gündemde tutmaya ve sektörün sesi olmaya devam edeceğiz.

NOT: Tarım ve Gıda Zirvesinin tamamı Cumartesi günü sabahtan itibaren Bloomberg HT ekranlarında yayınlanacak.

İrfan Donat

Bloomberg HT Tarım Editörü

idonat@bloomberght.com

Advertisement